matruşka bebekleri
Matruşka Bebekleri ve Bekar Anneler
3 Mart 2016

Gitmek mi zor, Kalmak mı zor?

gitmek mi zor kalmak mı

gitmek mi zor kalmak mı

Gitmek mi zor, Kalmak mı zor?
Bugün başı ağarıyordu. Sinir sistemi bozulmuş. Kalemi eline almış. İçindekileri yazma ihtiyacındaydı, yoksa çıldırabilirdi. Şu ana kadar çok sıkıldığı günler olmuştu ama bu kadar baskılardan artık bunalmış durumdaydı. Ona ne yapması gerektiği söylenildiği zaman bunu kaldıramıyordu. Birisinin üstüne gelmesinden, şunu yapacaksın böyle davranacaksın ben ne dersem o olacak dendiğinde nefret ederdi. Kendini o halde robot gibi hissederdi. Bu şekilde kukla gibi duygusuz tepkisiz yaşamak ona göre değildi. Bugüne kadar yapılan hiçbir şeyden pişmanlık duymuyordu. Yaşanması gereken neyse yaşanır kaçamazsın diye düşünürdü. Ondan boşanmasının nedeni tamamen, davranışlarından, ailesine hakaretlerinden, zorla yaptırımları ve sürekli emir vermesindendi…Ne kadar severse sevsin. Bu onun hayatı paylaşmada ki felsefesine ters düşüyordu. Böyle olmamalıydı. Severek evlenen her şeyin farkında olan insanlar bu şekilde davranmamalıydı. Hoş görü, olduğu gibi kabullenme olmalıydı. Yaptırım değil. Her şeyi ortada söyler saklamaz kin duymazdı. O anki durum onun düşüncesine göre doğru değilse söyler düşüncesinin arkasında dururdu. Eleştirmezdi. Unutmayı iyi becerirdi. Şunu yaptın bunu söyledin diye insanın yüzüne vurmazdı. Hele de sevdiği kişileri üzmekten imtina ederdi. Boşandıklarında arayıp habire suçlayarak aşağılayarak konuşması onu çok üzüyordu. Ne yapmalıydı? Nasıl çözüm bulmalıydı… Bilmiyordu… Hatırlıyordu daha geçen gün ona kendine deniz manzaralı ev alacağını ‘dokuz odalı olacak dört kadın alıp odalara koyacağım’ diye seviyesizce laflarla nasıl üzerim diye uğraşıyordu. O da ‘ Tam senlik sana da bu yakışır sefan olsun’ demişti.
Daha sonra ki görüşmesinde de ‘Ev alacağım seni buradan götüreceğim. Şartlarımı kabul edeceksin. Erkek çocuk olması için ne yapılması gerekiyorsa araştıracaksın, hepsini kabul edeceksin’ demişti. Baskı devam ediyordu. Başka biri olması için daha doğrusu kendi istediği gibi şekil almasını istiyordu. Bir an düşündü ben İstanbul’da okumuş yetişmiş çalışan bir kadın olarak acaba doğu da bir köyde yaşıyordu da kendi mi farkında değildi. Nasıl biriyle evlendim. Sevdiğim adam bu mu? Bizim zaten bir evladımız yeni doğdu. Bu nasıl bir hırs? Anlayamıyordu. Zaten bu baskılarından boşanmıştı… devamlı ailesini kötülüyordu onlar seni etkiliyor diyordu. O kafasına koyduğu bir kadındı ailesi de bunu çok iyi bilirdi. Karşı çıkmalarına rağmen onunla evlenmişti. Bunu çok iyi bilmesi gerekiyordu. Habire zorlamalardan usanmış boşamıştı. Anlatamıyordu. Neden böyle yapıyordu. Beş parmağın beşi bir değildi. Herkes farklı karakterlerde yetişmişti. Hep söylerdi. Sen sevgisiz hoşgörüsüz ortamda büyüdün. Nefretle bakıyorsun ama ben böyle değilim herkesi olduğu gibi kabul ediyorum. Denesen mutlu olacaksın. Ne olur biraz beni dinlesen. Ama yok hiçbir zaman dinlemedi. Hep kendi dediği olacaktı. Düzgün sözcüklerle karşındakine yaptırabileceğini söylerdi. Ona hiç güvenemediğini, çünkü o güvenceyi ne sevgisiyle ne saygısıyla ona hissettiremedi. Para araç olmalı amaç değil derdi. Eğer para işin içinde olsa niye boşanayım sırtını ona dayar her dediğine evet derdi. Bir zamanlar kadının teki, erkeklere karşı çıkma ne diyorsa evet de geç sonra da içinden bela oku demişti. Ne kadar kızmıştı. Bu nasıl bir tavsiye, ne kadar çirkin bu iki yüzlülük… Çok kişi neler söylediler ama onlara hep karşı çıktı. Sabit fikirliliğin, olumsuz düşüncelerinden yılmıştı.
Üzülüyordu… Onu çok sevmişti, sevmeye de devam ediyordu. Ama bu şekilde yaşayamıyordu. Kini çok büyüktü ona acı çektirmek için barışmak tekrar evlenmek istiyordu. Bunu hissediyordu. Gözlerinden anlıyordu. İnsan hangi karakterde ise devam eder, değişmez. Değişim olaylara bakış açına göre anlam kazanır, zamanla olgunlaşır hoşgörülü olur ya da olmaz yaşadığı olaylara bağlıdır. Herkesin hataları olur onun kötü bir insan olduğunu göstermez senin olduğun gibi… Hakaret etmek gerekmiyor. Dört dörtlük kimse olamaz. Zaten hiçbir zaman da öyle bir çabası olmadı. Hırslı ve iddialı bir kişiliği yoktu. Öyle mutluluğu bulmuştu. Kendiyle mutluydu. Düzenini kurmuştu. Çocuğuyla birlikte yaşayıp, çalışacaktı. Bunları dinlemedi. Neler düşündüğünü sormadı. ‘Daha beterini yapacağım.’ diyerek saldırırdı. Neden diye sorardı. Niye intikam peşindesin… Tekrar evlenmek istiyordu. İyi de ona onu sevmediğine inandırmıştı. Bunu nasıl yok edecekti ki. Çok iyi niyetliydi. Kalbin başka, ağzın başka söylüyordu. Gerek yoktu. Farklı konuşsa belki tavrı değişecekti… O zaman böyle düşünüyordu ama hiçbir zaman değişmek istemediğini yıllar sonra anlayacaktı… Ama öyle olmadı. Çok yorulmuştu. Her gün arayıp,’ Tekrar evlenelim. Buradan taşınalım ben kızımı özlüyorum ‘dedi. Ona inandı. Bir yıl boyunca bunları dinledi. Bıktı. ‘Olur’ dedi’ ..evlenelim. Taşınalım. Belki daha önce yaptığımız hataları yapmayız’. Belki ders almıştır. Düzelecek diye umarak tekrar imza attı. Bunları ona yazdı. Beni ezmeye çalışma yeter ki, dediklerini yapmaya çalışacağım öyle olsun… Ailesini hiçbir şekilde evine istemedi. ‘Onlarla bensiz görüş evime kimseyi istemiyorum’ dedi. ‘Peki’ dedi… Ailesi ‘sen ayrıldın, sen barışıyorsun eğer böyle siz mutlu olacaksınız biz hiç gelmeyiz sen gelirsin evladım’ dediğinde ailesinin ne kadar olgun olduğunu bir kez daha gördü. Ama onun ailesinden hiçbir zaman böyle bir olgunluk göremedi. Tek taraflıydı. Aslında bunların olacağını hissetmişti. Yıllarca uğraştı. Çok acı çekti. Hem de ilk evliliğinden daha çok üzülerek yıkılarak… Sevgi bir çiçektir onu bakmazsan incitirsen ölür derdi. Onu yaşayan bir ölüye çevirdi… Taa ki tekrar ayrılana kadar…

Sema Büyüksıvacı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir