sindrella-kompleksi
‘Sindir’ella Kompleksi
9 Mart 2016
kadınlar vardır kadınlar heryerde
Kadınlar Vardır, Kadınlar Her Yerde
11 Mart 2016

Duvaksız Gelin Olmaz…

duvaksız gelin olmaz

duvaksız gelin olmaz

İstanbul Modern’de ‘Habitat’ sergisinde sergilenen, gelinlikli beş altı yaşlardaki iki kız çocuğu fotoğrafının karşısında yaklaşık birkaç dakika dalıp gittiğimi hatırlıyorum. Konu habitat olunca sanatçı belki başka bir mesaj vermek istemiştir. Ama ilk saniyede Özlem Tekin’in ‘Duvaksız Gelin Olmaz’ şarkısını aklımdan söyleyerek fotoğrafa bakıyordum. İki kız annesi olarak hemen o masum bakışlardan aklıma kızlarım geldi. Küçük olan aylar önce en sevdiği çizgi film karakterinin kostümü için sipariş vermişti. Verdiğimiz sipariş uzun engellere takılarak haftalar sonra elimize ulaştı. Her günü tek tek sayıp gecikmeyi hatırlatan kızım, geldiği gün büyük bir sevinçle kostümü giydi ve hayal dünyasındaki güzel oyununu hemen kurdu. Gözlerinin içi gülüyordu. Ne kadar mutlu, ne kadar sevinçliydi. Kostümünün içinde, buz dağının güçlü kraliçesi olarak kız kardeşi ile birlikte dünyayı buza dönüştürme lanetinden kurtulma mücadelesi veriyor, sonunda lanetten kurtuluyor, tahtına ve halkına yeniden kavuşmuş özgürlüğüne kavuşmuş oluyordu. Bir yandan da şu şarkıyı söylediğini duydum.
‘Gücümü deneme vakti
Sınırları gelişmeyi
Doğru yanlış bir kural yok
Özgür…
Gücüm toprağı sel gibi kaplamakta
Aldırma aldırma
Ruhum yeniden doğmakta
Aldırma aldırma
Kusursuz kız yok burada’
İnsanoğlunun hayatına yön verebilmesi için, rol modeller ne önemlidir. Küçük yaşlarda neyi göz önünde tuttuğunuz ne kadar önemlidir. Düşünün ki, küçük bir kız çocuğu olarak, yaklaşık yirmi haneli bir köyde oturuyorsunuz. Hayatınız sadece aynı yerde yaşadığınız ortalama yüz kişi ve köyü ziyaret edenlerden ibaret bir yaşam sürdürüyorsunuz. Sürekli tarlada, hayvanların başında, ocağın başında kadınlar var evinizde, çevrenizde. Kadınların hepsi günlük elbisesi ve hayat koşturması içinde belki aynaya bile bakmayı unutmuşlar. Gün gelir içlerinden birini, bembeyaz bir prenses kıyafeti içinde üstüne duvak, yüzünde makyajıyla, daha önce hiç görmediğiniz güzellikte kusursuz bir kadına dönüşürler. Tıpkı oyuncakçıdan bayramda alınan tek oyuncak bebeğiniz gibi beyazlar içinde. O ne rüya gibi bir görünüştür. Kadın güzeldir, kadının kıyafetleri masal gibidir. Keşke bir gün o kıyafetlerin içinde olsam diye düşünürsünüz. Hayal eder, öyle bir hayal edersiniz ki bazen o gelinlerin düğününde küçücük bedeniniz için dikilmiş gelinliği giyersiniz. Gelinlik güzeldir, evlenmek güzeldir, kadın evlenmelidir, gelinlik güzeldir. Çocuk algısı ile başka ne düşünsün. Bir an önce gelin olacağı günlerin hayalini kurmaktan başka ne hayal kursun.

Bazen denir ki ‘Ezilmeye mahkum, kabul ediyor, ben neyi değiştirebilirim?’
Baksanıza şu iki çift masum bakışa. Çocuk aklıyla hayatta başına gelecek en güzel şeyin o gelinlik olduğunu düşünüyor. Sadece tek bir günün, prensesler gibi güzel olacağı günün hayali ile yaşıyor. Sonrasında ne yaşayacağını bilmeden kostüm hayali kuruyor, kendini masalda zannediyor.
Baksanıza şu iki çift masum bakışa. Vicdanınız nasıl el veriyor daha bu yata iyi bir eğitim görecekleri yerde daha küçücük yaşta para, arsa, mal karşılığı evlendirmeye, vicdan nasıl el veriyor? Peki ya evlendirene göz yummaya. Vicdan, nasıl el veriyor?
Peki; bir bakanlığın dünya emekçi kadınlar gününde (-ki emekçisi kaldırıldı artık sadece dünya kadınlar günü) küçük bir kız çocuğunun gelin edildiği fotoğrafının üstüne –gelenektir- diye ilan etmesini seyretmeye vicdanınız hala rahat edebiliyor mu? Toplum olarak göz yummaya, kadınların iyice iyice hiçleştirilmesine nasıl vicdanımız el veriyor? Göz yumuyoruz. Onlara ulaşıp erişemeyiz, bunlar hepsi hayal diyoruz. İyi niyetten maraz doğar diyoruz. Sadece bakıyoruz. O reklamdaki anlamı derinleştirmeden bakıp bir sonraki reklama geçiyoruz. Fotoğrafa bakıyor, içimiz eziliyor ve birkaç saniyelik etkiden sonra bir sonraki fotoğrafa geçiyoruz. Duvaksız gelin olmaz. Çocuktan gelin olmaz. Kuracakları tek hayal, bir erkeğin varlığı ile giyecekleri kostüm değil, kendi hayatları üzerine kuracakları hayaller olmalıdır. Onların hayallerindeki prensesler güçlü hikayeleri olan prensesler olmalıdır. Onların hayalleri sınırsız olmalıdır. Karlar ülkesindeki kraliçe ve prensesin hikayesinin, tüm dünyadaki kız çocukları tarafından kısa süre içinde sevilmesinin sebebi, kızların yanında bir prens olmadan, tek başlarına da dünyayı kurtarabilecekleri üzerine bir hikaye olmasındandır.

‘Dur gülüm, sus ağlama
Yeter çektiğin
Kördüğüm körpe yüreğin
Bak titriyor ellerin
Seni ezenler ezip geçenler
Taş olsun birer birer
Neler ettin, neler buldun
Yok de haykır gelin
Böyle zorla düğün olmaz ki
Yok mu sevdiğin
Böyle zorla gelin olunmaz ki
Yok mu bildiğin
Duvaksız gelin olmaz …’

Y.Didem PEKTOK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir